eurotimesturkey.org
EuroTimes Türkiye HİKAYELER

Kapsül Yırtılması

author-default

Gönderildi: Prş 9, Kas

Oliver Findele’e göre, katarakt cerrahisinin çok önemli bir komplikasyonu olan arka kapsül yırtılması, özellikle oftalmoloji eğitim merkezlerinde, iyi bir strateji ile azaltılabilir.

Arka kapsül yırtılması, ilave birçok işlemin yapılmasına, daha çok klinik vizitlerine, ve postoperatif komplikasyonlarda artışa yol açar. Arka kapsül yırtılması iyi cerrahi için bir kıstas olarak düşünülmelidir.

Büyük klinik çalışmalarda bildirilen arka kapsül yırtılması oranı yaklaşık %1.9 dur. Bazı çalışmalar göz asistanlar için bu oranı çok daha yüksek bildirmektedir. İleri yaş, psödoeksfoliasyon varlığı, küçük pupilla, sert kataraktlar ve cerrahi deneyim, arka kapsül yırtılması için risk faktörü olarak bildirilmektedir.

Bu bilgiler ışığında risk sınıflaması, özellikle eğitim merkezlerinde, günlük uygulamaların parçası olarak yapılmaktadır. Risk grubundaki hastalar daha deneyimli hekimlerce ameliyat edilmelidir.

Vitreusun; retinayı destekleme, gözün formunu ve şeklini koruma gibi işlevleri yanında, ön ve arka segmentler arasında diffüzyon bariyeri olarak tampon görevi de yapar.

Yaşlanma ile birlikte vitreus moleküler değişime uğrar. Peptid halkaları arasında çapraz bağlanmalar sonucu ışığa ve non-enzimatik glikozisyona karşı korunma oluşur.

Bu değişim kollajen fibrillerde yapısal değişiklik yapar. Kollagen fibriller agregatlar oluşturur ve arasındaki hiyaluronik asit artık yoktur. Bu fibriller kalınlaşır ve içinde sıvı olan lakünler birleşir ve büyürler.

Vitreus likefaksiyonu arttıkça lakünlerin birleşmesi hızlanır, daha büyük kaviteler oluştururlar. Bunu vitreusun büzüşmesi izler ve vireus yaslandığı retinadan ayrılır, buna arka vitre dekolmanı diyoruz(PVD).

Vitreolentiküler bariyerin kırılmasının sonuçları çok yönlüdür. Bir taraftan volüm değişikliğine bağlı olarak, vitreoretinal yapışıklıklar ön plana çıkar. Ön ve arka segment ararasında kimyasalların transferi kaçınılmazdır, özellikle inflamatuar maddeler kistoid maküla ödemi riskini artırır.

Arka kapsül yırtılması ve vitreus kaybına bağlı diğer koplikasyonlar günün sonunda karşımıza; 15 kat artmış retina dekolmanı, 10 kat artmış kistoid maküla ödemi ve endofalmi riskinde artış olarak çıkabilmektedir. Cerrahiden 3 -5 yıl sonra görme kesinliğinde düşüş arka kapsül yırtık olgularda nerdeyse kaçınılmazdır.
Cerrahi sırasında arka kapsül yırtılmasının gelişimi ön kamara derinliğinde ani bir artış ile fark edilir. Pupilla küçülmesi eşlik edebilir, nükleus vitrues’a doğru yer değiştirebilir ve nükleer materyal fako ucuna yönlenemez. Fako tipinin vitreus ile tıkanması aspirasyonu yavaşlatır.
Arka kapsül yırtığı gelişen olglarla ilgili yapılan çalışmada veriler çok ilginçtir.

Bu çalışmada; ABD’de 3. sene asistanlarının arka kapsülü yırtma insidansları %3.1 ile %14.7 arasında bildirilmektedir. Aynı konuda İngiltere’de bu oran %4.4 tür. Cerrahi sayısı arttıkça insidansta düşme görülmektedir. Gelişmekte olan ülkelerde insidanslar daha çok matür kataraktların ameliyat edilmesi nedeni ile daha yüksek bildirilmektedir.

Bir derecelendirme sistemi ile katarakt hastalarında risk değerlendirilmesi ve yüksek riskli hastaların daha deneyimli cerrahlar tarafından ameliyat edilmesi akılcı bir yaklaşım olabilir. 2003 yılında Tsinopoulos tarafından yapılan bir çalışmada yüksek riskli hastaların deneyimli cerrahlarca ameliyat edilmesinin komplikasyon oranlarını düşürdüğü bildirilmektedir.